AK Parti Çeşme İlçe Başkanı Pınar Ayyıldız Özen, Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli'nin, Belediye Meclisi'nde Cumhur İttifak'ina yönelik sözlerine sert çıkarak, "Belediye Meclisi kimsenin şahsi şirketi değildir. Söz hakkı, başkanın keyfine göre dağıtacağı bir bahşiş değildir. Cumhur İttifakı meclis üyeleri bu kürsüde Sayın Lal Denizli’nin izniyle değil, Çeşme halkının oylarıyla bulunmaktadır. Bu gerçeği hazmedemeyenlerin demokrasi dersi vermeye kalkması ibret vericidir. Sayın Lal Denizli’nin sergilediği üslup, CHP’li belediyeciliğin demokrasiye, şeffaflığa ve yerel yönetime bakışını bir kez daha gözler önüne sermiştir. Seçilmiş meclis üyelerine parmak sallayan, söz hakkını bir lütuf gibi sunan bu anlayış; halk iradesini değil, tahakkümü esas alan bir zihniyetin açık yansımasıdır." dedi.
AK Parti Çeşme İlçe Başkanı Pınar Ayyıldız Özen, yaptığı yazılı basın açıklamasında şu ifadeleri kullandı; "Son Belediye Meclisi toplantısında Çeşme Belediye Başkanı Sayın Lal Denizli’nin sergilediği üslup, CHP’li belediyeciliğin demokrasiye, şeffaflığa ve yerel yönetime bakışını bir kez daha gözler önüne sermiştir. Seçilmiş meclis üyelerine parmak sallayan, söz hakkını bir lütuf gibi sunan bu anlayış; halk iradesini değil, tahakkümü esas alan bir zihniyetin açık yansımasıdır.
Cumhur İttifakı ilçe başkanları için “rezillikleri görüyoruz” ifadesini kullanan Sayın Lal Denizli’ye hatırlatmak isteriz:
Asıl rezillik, montajlanmış görüntülerle kamuoyunu bilerek yanıltmak ve algı operasyonlarıyla gerçekleri ters yüz etmektir. AK Parti Konak İlçe Başkanımız Sayın Said Baştaş’ın Kordon’da çektiği bir videoya sonradan görüntü eklenerek “İZSU çalışanları buradaydı” algısı oluşturulması, CHP siyasetinin eski ama eskimeyen yöntemidir. Montaj, kaset ve kumpas siyaseti bu milletin hafızasında dün gibi durmaktadır.
Ne var ki CHP’nin rezillik sicili bununla sınırlı değildir. Asıl rezillik; CHP’li Buca Belediyesi’nde işçiler aylarca maaşlarını alamazken, evine ekmek götürmekte zorlanırken belediye bütçesinden sevgiliye konser düzenleyip, lüks Phuket tatillerine çıkmaktır. Asıl rezillik; pavyon köşelerinde delege pazarlığını siyaset zannetmektir.
Asıl rezillik; CHP’li belediyelerde hafızalara kazınan baklava kutularından çıkan eurolardır.
Asıl rezillik; “metro yapacağız”, “konut üretiyoruz” denilerek toplanan paraların, alınan kredilerin ortada eser yokken buharlaşması ve binlerce insanın mağdur edilmesidir. Ve asıl rezillik; milletin alın teriyle oluşan bütçenin özel jetler, sefahat sofraları ve kamuoyuna yansıyan uyuşturucu skandallarıyla anılan çevrelerde heba edilmesidir. Millet kimin hizmet ürettiğini de, kimin belediyeleri skandallarla yönettiğini de gayet iyi bilmektedir."
Her krizde, her yağmurda, her altyapı çöküşünde; yolları ORTA ÇAĞ şartlarına dönen Çeşme’de Belediye Başkanı Lal Denizli nerededir?
AK Partili Özen açıklamasını şu şekilde sürdürdü; "Daha da vahimi; Sayın Lal Denizli’nin Cumhur İttifakı meclis üyelerine söz vermeyi bir “ödül” olarak görmesidir. Belediye Meclisi kimsenin şahsi şirketi değildir. Söz hakkı, başkanın keyfine göre dağıtacağı bir bahşiş değildir. Cumhur İttifakı meclis üyeleri bu kürsüde Sayın Lal Denizli’nin izniyle değil, Çeşme halkının oylarıyla bulunmaktadır. Bu gerçeği hazmedemeyenlerin demokrasi dersi vermeye kalkması ibret vericidir.
“23 yıldır ülkeyi yöneten hükümet” söylemiyle gençler ve emekliler üzerinden siyaset yapmak ise CHP’li belediyelerin kendi beceriksizliklerini örtme çabasından başka bir şey değildir. 23 yıl önce bu ülkede emekliler banka kuyruklarında can veriyor, her gün bir banka hortumlanıyor, İSKİ benzeri yolsuzluklar manşetlerden düşmüyor, deprem için toplanan paralar dahi kayboluyordu. IMF kapılarında bekleyen, umudunu yitirmiş bir Türkiye vardı. Bugün ise tüm küresel krizlere rağmen ayakta duran; savunma sanayisiyle, altyapısıyla ve diplomasisiyle dünyada sözü dinlenen bir Türkiye vardır. Emeklinin de, gencin de, beyaz yakalının da sorunlarını çözme iradesi ve tecrübesi yine AK Parti’dedir, yine Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dadır. Türkiye’nin geleceği CHP’nin algı siyasetine teslim edilemez.
“Olimpik tesis” üzerinden yürütülen söylemler de algıdan ibarettir. Resmî yazı, somut proje ve usule uygun başvuru olmadan yapılan sözlü talepler üzerinden mağduriyet hikâyesi yazılamaz. Belediyecilik sözle değil, evrakla ve icraatla yapılır. Çeşme’de bugün konuşulması gereken asıl mesele; plansız altyapı, vizyonsuz yönetim ve kamuya ait arazilerin şirketlere devredilerek peşkeş çekilmesidir. Yaklaşık 2,5 milyar liralık belediye bütçesinin yüzde 60–65’inin, açık bir plan ve proje olmadan tek bir şirkete devredilmesi, CHP belediyeciliğinin özetidir. Çeşme halkı bu tabloyu görmektedir. Ve buradan açıkça soruyoruz: Her krizde, her yağmurda, her altyapı çöküşünde; yolları ORTA ÇAĞ şartlarına dönen Çeşme’de Belediye Başkanı Lal Denizli nerededir? Cumhur İttifakı olarak; algıya, ranta, peşkeşe ve antidemokratik dile karşı durmaya devam edeceğiz.
Çeşme’nin geleceği şirketlerin değil, milletin iradesinindir.
|